Eruka Çölü


Altın sarısı kum tepeleri, göğe uzanan kuru ağaç kalıntıları ve yıl boyu süren kum fırtınalarıyla tanınan Eruka Çölü, Eklopsi'nin en çorak ve en acımasız topraklarından biridir. Gündüzleri yakıcı bir güneşin, geceleri buz kesen bir ayazın hâkim olduğu bu çöl, yabancılar için tam anlamıyla bir ölüm tuzağıdır.
Yüzeyi ıssız, sessiz ve kısır görünür. Öyle ki, buraya adım atanlar, bu topraklarda yaşamın imkânsız olduğuna; buranın yalnızca ölü toprağı olduğuna inanır. Oysa kumların altında bambaşka bir dünya; "Fafileorların yeraltı imparatorluğu" saklıdır. Loş sarı ışıklarla aydınlatılan bu yeraltı şehirlerinde üretim, mühendislik ve icatlar durmaksızın devam eder.
Fafileorlar için Eruka, zekânın yokluğu alt etme iradesini simgeler. Yüzeyinde çoraklık, ölüm ve fırtına hüküm sürerken, yeraltında yaşam, üretim ve hareket vardır. Böylece Eruka Çölü, yeryüzünün ölüm sessizliği ile yeraltının uğultusu arasında, yaşamla ölümün ve yoklukla yaratıcılığın kesiştiği bir mekân hâline gelir.