
Kendimi bildim bileli okumayı, yazmayı ve hikâyeleri her zaman çok severdim. Film olsun, kitap olsun, herhangi bir eser aracılığıyla başka dünyalara açılmak benim için sıradan bir alışkanlık değil, doğal bir eğilimdi. Başka dünyaları keşfe çıkmak bana hep çok heyecan verir, beni derinden etkilerdi. Ben de o hikâyeleri yazan kişiler gibi kendime has bir dünya yaratıp kendi hikâyelerimi yazmak isterdim.
Çocukluk yıllarımda dahi boş bulduğum her an elime kâğıt kalem alır; küçük senaryolar, kısa hikâyeler yazardım. O zamanlar henüz ne yaptığımı bilmiyordum tabii; sadece içimden geldiği için yazıyordum. Ama bugün geriye dönüp baktığımda o denemelerin farkında olmadan attığım ilk adımlar olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.
Yazma isteğim yıllar içinde benimle birlikte büyüdü, fakat hayatımın merkezine yerleşmesi daha uzun bir zaman aldı. Çünkü yazmayı seviyordum, evet; ancak o yıllarda bunun ileride hayatımda ne kadar merkezi bir yer tutacağından habersizdim.
Sainte Pulchérie Fransız Lisesi’nde okuduğum yıllarda ise edebiyat hayatımın önemli bir parçası hâline geldi. Lisede Fransız ve Türk edebiyatından eserler okur, metinleri derinlemesine analiz eder ve bolca kompozisyon yazardık. O dönem edebiyatla kurduğum bağ, yazıya bakışımı derinleştirdi. Bu süreç bana güçlü bir edebi temel kazandırdı.
Ancak lise üçe geçerken bir alan seçimi yapmam gerektiğinde bilime olan ilgim daha ağır bastı ve fen bölümünde devam ettim. Ardından Yeditepe Üniversitesi’nde Kimya Mühendisliği okumaya başladım. Böylece hayatım uzun süre dersler, laboratuvarlar ve projeler etrafında şekillendi; disiplinli, yoğun ve teknik bir çizgide ilerledi.
Bu yüzden yazarlık yolculuğum biraz daha yavaş ve geç fark edilmiş bir hayal olarak şekillendi.
Eklopsi evrenini yaratma hikâyem 2017 yazında, üniversitenin son yaz tatilinde defterime karaladığım birkaç fikirle başladı. Sıcak bir yaz günü, Büyükada’daki küçük atölyemize sığınmış, elimde kağıt kalem aklımdan geçenleri karalarken;
“Şankiriler”, “Kaparalar”, “Fafileorlar”, “Buzenkolar”, “Gangradoslar”…
Eklopsi’nin ırkları zihnimde birer birer şekillenmeye başladı.
Böylece o yaz farkında olmadan, en ufak yaşlarımdan beri yaratmayı arzuladığım o evrenin temellerini attım.
Ama 2017 yazının bitmesi ve Kimya Mühendisliği’ndeki son seneme, hemen ardından yüksek lisansa geçişimle birlikte ilerleyen yıllarda ona hak ettiği zamanı ayırmak pek mümkün olmadı. Ve başladığım o taslak yıllarca çekmecemde kaldı.
Üniversite dönemimde neredeyse duraksama noktasına gelen çalışmalarım ise ancak 2020’de hayatın beklenmedik şekilde yavaşlamasıyla yeniden ivme kazandı. O zamana dek hayatıma yoğun bir çalışma temposu hakimken, uzun zamandır ilk kez durup düşünme ve yarım bıraktığım hikâyeye dönme fırsatı bulmuştum.
Ben de 2017 yazında inşa etmeye başladığım o evreni geliştirmek için yeniden işe koyuldum.
Bu kez daha bilinçliydim. İşe ilk önce yaratıcı yazarlık ve hikâye anlatıcılığı üzerine online dersler alıp atölyelere katılarak; dünya oluşturma ve anlatı kurmanın temellerini öğrenerek başladım. Eş zamanlı olarak Lord the Rings, Harry Potter ve Game of Thrones gibi sevdiğim fantastik eserleri yeni baştan ele alıp derinlemesine inceledim.
Ve ön çalışmalarımı tamamladıktan sonra, eve kapandığımız o akşamlardan birinde bilgisayar başına oturup yazmaya başladım. Böylece yıllardır zihnimde şekillenen o fantastik dünyaya nihayet somut bir kapı araladım.
Günler birbirini kovaladı. Ve ben Covid-19 karantina dönemi boyunca her gün, istikrarlı bir şekilde bilgisayarımın başına oturup yazmaya devam ettim.
Ama bir noktada hayat normale dönünce kitabımı bitiremeden işime ve tezime geri dönmek zorunda kaldım. Hayat yeniden hızlandığında yazmak artık kolay değildi; yüksek lisans, tez ve iş sorumlulukları öncelik hâline gelmişti.
Fakat fiziken eski dünyama geri dönmüş olsam bile aklım da kalbim de hâlâ Eklopsi’deydi. Ne de olsa bir kez hikâyeye başlamıştım. Ve onu yarım bırakmak istemiyordum. Artık resmen iki dünyam vardı ve ben fırsat buldukça Eklopsi’ye kaçmak istiyordum… Ne olursa olsun hikâyemi bitirmek ve yayınlamak istiyordum.
Bu yüzden yüksek lisansımı bitirip mevcut işimden de ayrıldıktan sonra, dışarıda hayat hızla akmaya devam ederken tekrar eve kapanıp kendime bir zaman penceresi açtım ve kendimi tamamen kitabımı yazmaya adadım. Ve aylar süren yoğun bir yazma sürecinin sonunda, yaklaşık sekiz yüz sayfaya karşılık gelen ilk taslağımı nihayet tamamladım.
İlk taslağımı tamamladığım 2022 yılından 2025 yılına geçen üç sene ise benim için bir o kadar daha çalışma ve çokça sabır gerektiren bir yeniden yazma, dönüştürme ve öğrenme süreciydi. Bu süreçte ilk taslağımı defalarca baştan sona okuyup yeniden ele aldım; sürekli değiştirdim, geliştirdim, dönüştürdüm ve farklı bakış açılarıyla yeniden değerlendirdim. Sektörün gerçekleriyle de tanıştım.
İlk kitap olarak bu kadar uzun bir metnin bazı yayınevleri tarafından riskli görüldüğünü öğrendiğimde romanımı ikiye bölüp Eklopsi 1 ve Eklopsi 2 olarak yeniden kurguladım. Ve sonunda, uzun bir derleme sürecinin ardından iki dosyayı da baskıya hazır hâle getirip aklımdaki bazı yayınevlerine gönderdim…
Ve uzun, sessiz bir bekleyiş sürecinin ardından Mayıs 2025’te Eklopsi 1, beş ay sonra Ekim ayında da Eklopsi 2 nihayet raflarda yerini aldı.
Sonuç olarak söylemek istediğim şu ki, Eklopsi yalnızca iki kitapmış gibi görünse de temeli yaklaşık 10 yıllık bir düşünme sürecine dayanan, görünenin ardında çok daha fazlasını barındıran, heyecan verici ve derinlikli bir evren. Serinin ilk iki kitabı ise benim için yalnızca başlangıç; bu evreni büyütmeye ve anlatmak istediklerimi onun üzerinden kurarak yazmaya devam edeceğim.
Bu yolculukta desteğiniz ve yorumlarınız benim için çok kıymetli.
O yüzden eğer Eklopsi evreninde veya onun görsel yansıması olan bu sitede kalbinize, ruhunuza veya aklınıza dokunan, size hitap eden bir şeyler görürseniz takip etmeyi ve geri bildirimlerinizi paylaşmayı unutmayın. Zaman içinde yayınlayacağım yan hikayeler, çizgi romanlar ve çok daha fazlası için takipte kalın.
Serinin ilk iki kitabı, iyilikle kötülüğün, aydınlıkla karanlığın, dengeyle kaosun arasındaki ince dengeyi hatırlatan heyecanlı bir yolculuk sunuyor. Umarım sizler de bu sitenin sayfaları arasında dolaşırken kendi iç dünyanıza da bir yolculuk yapar ve her daim iyiden yana kalırsınız.
Sevgiler,