Kuklalar

Kuklalar, Pyrius'un karanlık zanaatından doğan, büyüyle canlandırılmış yapay varlıklardır. Kendi halkı Buzenkolar tarafından talim alanlarından kovulduğu gün ormana sığınan Pyrius, yalnızlığına sarıldığı günlerden birinde; oynadığı bitki, diken ve yaprakların kıpırdadığını görmüş ve o an kaderinin kılıçtan değil, dikişten örüleceğini anlamıştır. Pyirus'un bu keşfi zamanla bir saplantıya dönüşmüş ve kendine bir "aile" yaratma arzusuyla binlerce Kukla üretmiştir.
Bu karanlık emeğin sonucu ise Eklopsi'nin ilk kez Kuklalarla yüzleştiği büyük saldırıda ortaya çıkmıştır. İlk saldırılarında Kuklalar Buzenkoları ağır bir bozguna uğratmış ve Buzenkolar uzun süre bu ordunun gölgesinde kalmıştır. Kuklaların saldırısı ancak, Şankirilerin uzun çalışmalar sonucu geliştirdiği "luw" maddesiyle durdurulabilmiştir. Luw'un Kuklalar üzerindeki etkisi bu karanlık saldırıyı kesintiye uğratsa da Pyrius bu yenilgiyi bir son değil, yeni bir başlangıç olarak görmüş ve ilerleyen yıllarda mağarasının karanlık dehlizlerinde çalışmaya devam ederek, sayıları bir ordununkine ulaşana dek "Kukla" üretimine devam etmiştir.
Kuklaların bir sinir sistemi ya da bilinci yoktur. Kendi başlarına düşünemez; efendilerinin işaretleri ve komutları doğrultusunda hareket ederler. Mutlak itaatleri nedeniyle "Kukla" olarak adlandırılmışlardır. Öz iradeden yoksun olsalar da Pyrius'un kumaşlarına işlediği gizemli büyü sayesinde basit stratejiler geliştirebilir, efendileri uzakta olsa bile emirlerini yerine getirebilirler.
Kuklaların görünümleri en az varlıkları kadar dehşet vericidir. Zift karası cüppelerle örtülü bedenleri, başlıklarının altından seçilen çarpık burunları, çatlak dişleri ve donuk gülüşleriyle karşılarına çıkanların yüreklerine korku salarlar. Kimi yaşlı, kimi genç, kimi bir çocuğun yüzününe sahiptir; ancak hiçbirinde masumiyet izi yoktur. Genellikle yarasa sürülerini andıran kalabalık gruplar hâlinde hareket eder, gölgeler içinde sinsice ilerler ve kitleler hâlinde saldırırlar.
Pyrius'un kumaşlarına işlediği kara büyü onlara yalnızca hareket edebilme imkanını değil, başkalarının yaşam gücünü emme yetisi de kazandırmıştır. Bir açığını buldukları anda kurbanlarının yaşam gücünü emerek kendilerini besleyebilir ve mağdurlarını kısa sürede güçsüz bırakabilirler. Öz iradeden yoksun olmalarına rağmen, bu tuhaf yapıları onları Eklopsi tarihinde kılıçla değil, zanaat ve karanlıkla kurulmuş en ürkütücü ordulardan biri yapar.