Vungzera


Vungzera, kudretiyle olduğu kadar bilgeliği ve önderliğiyle de efsaneleşmiş bir Naturofidelium’dur. Gresko Dağı’nın rüzgârıyla ağarmış saç ve sakalları yılların ağırlığını değil; o yılları dengenin hizmetine adamış bir bilgenin olgunluğunu taşır. Olağanüstü sezgileri ve enerji dalgalarını okuma yetisiyle genç yaşlarından itibaren dikkat çekmiş, zekâsı ve iradesiyle kısa sürede kuşağının öncüsü hâline gelmiştir. İlerleyen yıllarda, bir süredir amacından sapmış olan Varagatya Kulesi’ni yeniden bir ocak hâline getirmiş ve nefes–nabız–ritim üçlemesini merkeze alan Naturofidelium disiplinini tekrar diriltmiştir. Onun liderliğinde Varagatya Kulesi, Aarav’ın nabzını tutan bir merkez hâline gelmiştir.
Vungzera’nın kişiliği, bilgelik ile iradenin kusursuz dengesine dayanır. O soğukkanlı, ileri görüşlü ve daima planlıdır. Sözleri az, ama etkisi derindir; konuştuğunda kelimelerinden çok kararlarının ağırlığı hissedilir. Büyü ise onun için kişisel bir gösteriş aracı değil; yalnızca dengeyi korumak ve gezegeni savunmak için kullanılacak ağır bir sorumluluktur. Duru görülerine dayanan sezgisi ve stratejik aklı, onu hem savaşta hem de masada aynı ölçüde güçlü kılar. Stratejik sabrı ve büyük resmi görebilme yetisiyle çevresindekilere daima güven aşılar; bu sayede Naturofideliumlar onun etrafında yalnızca emirle değil, inançla kenetlenir. O, Naturofidelium birliğini ayakta tutan bir mihenk taşı gibidir.
Vungzera’nın en güçlü bağı, geçmiş çağların bilge Naturofidelium’u Elgarof’ladır. Aralarındaki ilişki, yalnızca bir soy bağı değil; bilgelik, inanç ve öğretinin iç içe geçtiği bir kardeşliktir. Elgarof’un öğretileri Vungzera’nın gençliğini şekillendirmiş, Vungzera’nın iradesi ise o mirası geleceğe taşımıştır. Bu bağ, Eklopsi tarihinde bilgelik ile kararlılığın birleştiği en sağlam köprülerden biri olarak anılır.
Eklopsi’nin kaderindeki rolü ise tartışılmazdır; zamanında, Venkondrika Adru lanetiyle Rao’yu toprağa mühürlemiş ve böylece karanlık dönemi sona erdiren efsanevi Naturofidelium olarak tarihe geçmiştir. Rao’nun geri dönüşüyle doğan karanlığa karşı gösterdiği direnç ise onu yalnızca güçlü bir lider değil, tarihin ve kaderin akışını değiştiren bir kahraman hâline getirmiştir. Kısacası o, en kesif karanlıkta bile ritmi yeniden kuran, dağınık güçleri tek bir nabızda toplayan başöğretmendir. Onu “önder” yapan ise büyülerinin şiddeti değil; şiddeti ne zaman susturacağını, umudu ne zaman ateşleyeceğini bilmesidir. Vungzera’nın hikâyesi, karanlığın ortasında dağılmış güçleri tek bir nabızda toplayan; bir elinde ışığı, diğerinde kefareti taşıyan bir başöğretmenin hikâyesidir.