Hontirler

Hontirler, Eklopsi’nin lanetli halkı olarak anılır. Bir zamanlar uzun ömürleri ve kudretleriyle bilinen bu soy, Naturofideliumlar tarafından lanetlenerek et ile kas sisteminden yoksun bırakılmıştır. Bu lanetin ardından Hontirlerden geriye, yaşayan ölülere benzeyen kemiksi bedenler ve yıkılmış bir ihtişam kalmıştır. Bu trajedi sebebiyle kimliklerinin temeli utanç, acı ve sönmeyen bir intikam arzusu üzerine şekillenmiştir.
Fiziksel Özellikler
Hontirler, kuru kemikleri, çukur göz boşlukları ve zayıf, kemiksi bedenleriyle yaşayan iskeletleri andıran ürkütücü bir görünüme sahiptir. Başlarının tepesinden yer yer uzayan gri saçlar, çürümüş bedenlerinin son kalıntıları gibidir. Uzun parmakları ve keskin tırnakları yakın dövüşte onlara avantaj sağlar. Ancak kemiksi yapıları Hontirleri darbelere karşı beklenmedik ölçüde kırılgan kılar.
Giyim ve Görünüm
Naturofideliumların lanetiyle kemiklere indirgendikleri çağlardan bu yana kumaş, Hontirler için anlamını büyük ölçüde yitirmiştir. Çıplak iskeletleri, onların hem utancı hem de tek giysisi haline gelmiştir. Savaş zırhları genellikle taş veya metal plakaların kemik eklemlerine bağlanmasıyla oluşturulan, sade ama işlevsel parçalardan ibarettir. Bu zırhlar gövdelerini gizlemekten çok, zayıf bedenlerini daha tehditkâr kılmak amacını taşır.
Karakterleri
Hontirler, intikam yemini etmiş, umutsuz ama kararlı bir topluluktur. Yaşamla ölüm arasında sıkışmış hâlleri, onlara hem soğukkanlı bir disiplin hem de sönmeyen bir öfke kazandırmıştır. Dışarıdan kör bir bağlılıkla hareket ediyor gibi görünseler de, onları asıl yöneten şey lanetlerinden kurtulma arzusudur. Bu uğurda risk almaya ve bedel ödemeye hazırlardır.
Kültür ve Toplumsal Yapı
Hontirlerin kültürü umutla değil, lanetle şekillenmiştir. Naturofideliumlar tarafından lanetlenerek et ve kas sistemlerinden yoksun bırakıldıkları günden bu yana , toplumsal hafızalarının merkezinde utanç, öfke ve intikam yer alır. Bir zamanlar uzun ömürlü ve kudretli bir soyken, et, kas ve kandan mahrum bırakılmaları onları yaşayanlar ile ölüler arasında kalmış bir topluluğa dönüştürmüştür. Bu kırılma ise Hontirlerde geçmişe özlemden çok, geçmişi telafi etme takıntısı yaratmıştır.
Naturofideliumların lanetinden bu yana mağaralarda ve karanlık yeraltı inlerinde gizlenerek yaşamış; dağınık, kimliğini yitirmiş bir topluluk hâline gelmişlerdir. Ancak Rao’nun dönüşü, bu dağınık yapıya yeniden bir amaç kazandırmıştır. Karanlıktan çıkan Hontirler, Kandamla Bölgesi’ndeki kara ordunun önemli bir gücü hâline gelmiş; bireysel varlıklarını yitirerek kolektif bir güce dönüşmüşlerdir.
Toplumsal yapıları hiyerarşik ve serttir. Bireysel irade zayıftır; düzen, itaat ve süreklilik esastır. Hontir toplumunda aile bağları neredeyse tamamen silinmiştir. Yerine, ortak lanet ve ortak hedef etrafında örülmüş bir birlik anlayışı geçmiştir. Her Hontir, kendini bir bireyden çok, daha büyük bir bütünün parçası olarak görür; bu bütün, intikam yeminiyle ayakta durur.
Günlük yaşamları, hayatta kalmaktan çok bekleyiş üzerine kuruludur. Dinlenmek, üretmek ya da çoğalmak gibi kavramlar onlar için anlamını yitirmiştir. Günlerini silahlarını keskin tutarak, bedenlerini savaşa hazırlayarak ve Rao’nun emirlerini yerine getirmeyi bekleyerek geçirirler. Hontir kamplarında sessizlik hâkimdir; bu sessizlik huzurdan değil, bastırılmış öfke ve ertelenmiş bir varoluşun ağırlığından doğar.
Yeni kuşak kavramı Hontirler için belirsizdir. Çocukluk, eğitim ya da aktarım süreçleri diğer halklardaki gibi işlemez. Bilgi, öğretilmez; dayatılır. Savaş disiplini ve itaat, bireyin bilincine kazınır. Bir Hontir, kim olduğunu öğrenmez; ne olması gerektiğini kabullenir. Bu yönüyle Hontir kültürü, gelişmekten çok tekrar eden bir döngüye sıkışmıştır.
Hontir kültürünün merkezinde “iade-i beden” arzusu yer alır. En yüce hedefleri, lanetten kurtulmak ve kaybettikleri gücü geri kazanarak ölümsüzlüğe ulaşmaktır. Bu hedef, onların tek motivasyonu, tek umudu ve tek inancı hâline gelmiştir. Bu sebeple Hontirler kendilerini Naturofideliumlara duydukları tarihsel kinle tanımlar; yaşamlarını bu intikam arzusunun gölgesinde sürdürürler.
Silahlar ve Savaşçılık
Hontirler, çoğunlukla orak, kılıç ve balta gibi darbe gücü yüksek silahları tercih eder. Tek tek kırılgan görünseler de, kolektif savaş disiplinleri ve kitlesel hareket kabiliyetleri onları ölümcül bir güce dönüştürür. Hontirlerin savaşçılığı, bireysel ihtişamdan çok düzen, itaat ve süreklilik üzerine kuruludur.