Luna


Luna, annesi Daria’dan miras Buzenko savaşçılığı ile babası Gallo’dan aldığı Şankiri sezgisini bir arada taşıyan nadir bir meleztir. Çocukluğundan itibaren annesinin öğrettiği dövüş disiplinini benimsemiş; zincirleri ve okları ustalıkla kullanarak çevik bir savaşçıya dönüşmüştür. Babasından kalan sezgi ve şifa bilgeliğiyle ise yaraları iyileştirmeyi, yaşamı korumayı öğrenmiştir. Bu ikili kökeni, Luna’yı hem doğanın ritimlerini sezen bir şifacı, hem de savaş meydanında yırtıcı bir güç hâline getirmiştir. Dış görünüşü de bu çifte kökenin izlerini taşır; Buzenko soyundan gelen siyah saçları ve Şankiri kökeninden aldığı buz mavisi gözleriyle o, benzersiz bir güzelliğe sahiptir. Damarlarında ise hem vahşi bir kabilenin kanı, hem de kadim bir bilgelik akar.
Luna cesur, atılgan, fedakâr ve gerektiğinde inatçı bir karakterdir. Korkuya teslim olmaz; çoğu zaman kararlılığı onu ileriye taşır. Fakat bu cesaret, kimi zaman aceleci kararlar almasına ve kendini tehlikeye atmasına yol açabilir. Annesini küçük yaşta kaybetmiş, babasından ise uzun yıllar ayrı düşmüştür. Bu kayıplar, onun iç dünyasında derin bir hüzün bırakmıştır. Ancak yine de Luna içindeki bu acıyı; güçlü, dayanıklı ve sarsılmaz bir savaşçı olarak dışa yansıtır.
Luna’nın en güçlü bağı, kalbinde yer açtığı aşktır. Dorian’la yaşadığı bağ, savaş ve felaketlerle çevrili hayatında güvenli bir sığınak gibidir. Luna onun yanında yalnızca bir savaşçı değil, kırılgan bir kadın da olabilir. Bu ilişki, yaşadığı tüm trajedilere rağmen kalbinde hâlâ umut taşıyabildiğinin en somut göstergesidir.
Kandamla Savaşı’nda ağır bir sorumluluk üstlenerek Kehanet’i omuzlayan Luna, Eklopsi’nin kaderini belirleyen önemli figürlerden biri hâline gelmiştir. Onu özel kılan yalnızca savaşçı yetenekleri değil, trajediyi güce, özlemi umuda, aşkı da dirence dönüştürebilme yetisidir. Luna’nın hikâyesi, trajediden doğan, umutla yoğrulan ve aşkla tamamlanan bir hikâyedir.